Gündem

17 GÜNLÜKKEN EL VERİLDİ, 60 YILDIR SANATINDAN VAZGEÇMEDİ

Muğla’nın Menteşe İlçesi’ne bağlı Bayır Mahallesi’nde yaşayan 60 yaşındaki geleneksel el sanatları ustası Ali İnce, daha bebekken başladığı sanat yolculuğunu bugün de aynı tutkuyla sürdürüyor. Dededen kalma el sanatlarını resmi sanat anlayışıyla birleştiren İnce, ustalığın okuldan değil, gönülden geçtiğini söylüyor.

Büyüklerinden dinlediği anlatımlara göre henüz 17 günlük bir bebekken dört usta tarafından kendisine “el verildiğini” belirten Ali İnce, bu sanatın kendisi için bir meslekten çok yaşam biçimi olduğunu ifade ediyor.

“Ben şu anda 60 yaşındayım. Daha bir ayımı bile doldurmadan bu sanata elimizi sürmüşler. Bunlar Allah vergisidir. Bunun üniversitesini de okusanız, okulunu da okusanız bunları yapma şansınız olmaz. Önce bu işi seveceksiniz, sonra benimseyeceksiniz” diyen İnce, sanatın büyük emek ve fedakârlık istediğini vurguluyor.

Günde en az 16-17 saat çalıştığını söyleyen usta sanatçı, “Düğün, eğlence, spor, tatil bilmem. Sanat çalışma isteyen bir iş” sözleriyle mesleğine olan bağlılığını anlatıyor.

ERMENEK’TEN MUĞLA’YA UZANAN 39 YILLIK GURBET

1987 yıllarında sigortalı bir iş bulabilmek için Karaman’ın Ermenek ilçesinden Muğla’nın Bayır Mahallesi’ne geldiğini anlatan Ali İnce, yaklaşık 39 yıldır burada yaşadığını belirtiyor.

Bu süreçte hiç boş durmadığını ifade eden İnce, gündüz fabrikada çalışırken akşamları ise evinde sanatını icra etmeye devam ettiğini söylüyor.

“Burada da hiç boş durmadık. Gündüz fabrikada çalışırdım, akşam eve gelirdik kendi sanatımızı icra etmeye devam ederdik. Yolculuk esnasında emekli olduk, dinlenmedik. Bu memleketin 39 yıldır gurbetçisi olarak bir ayrımcılık yapmadık. Milli değerlerimizi hem doğup büyüdüğüm yer Ermenek adına hem de doyup geçindiğim yer Muğla adına yapıp yaşatıyoruz” diyen İnce, eserlerinin kimi zaman beğenildiğini kimi zaman eleştirildiğini ancak üretmeye devam ettiklerini dile getiriyor.

“ÇİFTÇİLİK VE OYMACILIK SABIR İSTER”

Çiftçilik ile ahşap oymacılığını birlikte yürüttüğünü belirten Ali İnce, bu işlerin sabır, azim, çalışkanlık ve tecrübe gerektirdiğini ifade ediyor.

Meslekte kullanılan malzemelerin seçiminde de ustalığın büyük önem taşıdığını söyleyen İnce, özellikle taş ve ağaç seçimindeki inceliklere dikkat çekiyor.

“Önce bildiğin işi yapacaksın. Taşın püf noktaları özellikle yazı yazacağın mermer çok iri kristalli olmayacak. Ne ince olacak ne de çok iri olacak. Yazı yazdığın zaman elinle oyarken o taş çatlamayacak. Döşeme her taştan olabilir ama yazı her taştan olmaz” diyen İnce, ağaç seçiminde de yapılacak ürüne göre hareket edilmesi gerektiğini belirtiyor.

“Hangi ağaçtan olacak, hangi tarihte kesilecek, ne kadar kuruyacak bunları bilirsen ustalığından hiçbir zayiat vermezsin” sözleriyle yılların deneyimini aktarıyor.

“DİJİTAL ÇAĞDA EL EMEĞİNİN SONU YOK”

Teknolojinin gelişmesine rağmen tamamen doğal ve el yapımı ürünlerin hiçbir zaman değerini kaybetmeyeceğini savunan Ali İnce, akıllı telefon kullanımının dikkat ve üretkenlik üzerinde olumsuz etkileri olduğunu düşünüyor.

“El yapımı şeylerin sonu kesinlikle yok. Akıllı telefon kullanan insanlarımız bundan sonra uzun süre bu işi yapıp devam ettiremez. Eğer ben de akıllı telefon kullanmasını bilsem bende de bu kadar 107 çeşit mutfak kültürü değil de 2 ya da 3 çeşit olurdu. Benim elimde tuşlu telefon var. Günlük en fazla 2 ya da 3 dakika telefona zaman ayırıyorum” diyen İnce, çalışırken telefonuna dahi bakmadığını söylüyor.

Bir eserin ortaya çıkış sürecinde yoğun dikkat gerektiğini ifade eden sanatçı, “Çalışırken telefonum çalsa bile açmam. Çünkü başlamış olduğum hassas nokta vardır. Oradan gözümü ayıramam. Yoksa kolay kolay toparlanamaz, o hissi tekrar yakalamak gerekir” ifadelerini kullanıyor.

“BENDEN BAŞKA YAPAN VAR MI DİYE MERAK EDİYORUM”

Yaptığı sanatın başka ustalar tarafından sürdürülüp sürdürülmediğini zaman zaman düşündüğünü belirten İnce, ustalığın aynı zamanda bir mühendislik olduğunu ifade etti.

“Benden başka yapan var mı acaba, varsa nerede ya da kaç kişi yapıyor diye düşünüyorum. Ben bunları yaptıklarımı nereden gördüm? Ustalık çok dikkat isteyen bir sanattır. Ustalık bir sanattır, mühendisliktir. Bu mühendisliğin bazı kişilere göre okulu olmaz. Ben ilkokul mezunuyum. Benim derslerim hep zayıftı, sadece resim dersim iyiydi” dedi.

Gençlere de tavsiyelerde bulunan İnce, başarı için sabır, heves ve gönül vermenin şart olduğunu belirtiyor.

“Önce sabır, heves ve gönül vereceksin. Zamanı esirgemeyeceksin. Bu şekilde riayet edersen yaparsın. Olmazsa sadece dijital medyalarda, televizyonlarda gördüğün kadarıyla yetinirsin” ifadelerini kullanıyor.

“GÜN GELECEK TÜM TÜRKİYE ONU TANIYACAK”

Kendisine el veren dört ustanın geçmişte su değirmenleri kuran ustalar olduğunu anlatan Ali İnce, büyüklerinden duyduğu bir hatırayı da paylaşıyor.

“Bana el veren 4 usta su değirmeni kurarlarmış. Dere kenarlarına su değirmenleri yaparlarmış. Benim için de o zaman demişler ki; ‘Bu çocuğun adı Ali olacak, gün gelecek tüm Türkiye onu tanıyacak’” diyen İnce, bugün birçok kişinin bilgi almak için kendisini ziyaret ettiğini belirtti.

“Kurumunu bilmediğimiz yerlerden yanıma gelen, bilgi almak isteyen çok insanlar oluyor. Bunlar para ile ölçülmeyecek şeyler” sözleriyle duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“ÜRÜNLERİMİN SON KULLANMA TARİHİ YOK”

Üretimde kalıcılığın önemine dikkat çeken Ali İnce, yaptığı eserlerin uzun yıllar kullanılabilecek nitelikte olduğunu ifade ediyor.

“İnsanlarımızın özellikle yapmış olduğu işin, üretimin son kullanma tarihi asla belli olmayacak, uzun ömürlü olacak. Son kullanma tarihi belli olmayan ürünler üretirsen elinde de olur, başkası da alır, ondan bir başkası da alır” diyen İnce, eserlerine güvendiğini dile getirdi.

“Yapmış olduğum ürünlerin özellikle son kullanma tarihi yok. Bunun için kendi ürünlerime güveniyorum. Bu ürünler 60 sene sonra da kullanılır” sözleriyle sanatına olan inancını ortaya koyuyor.