Dengiz, bununla ilgili şu açıklamalarda bulundu: “Enerji, personel ve diğer girdi maliyetleri zaten hızla artarken, turizm işletme belgesi için öngörülen yıllık harç ve yüksek oranlı artışlar işletmelerimizin giderlerini daha da yükseltecek. Bu durum, KOBİ ölçekli tesisler açısından sürdürülebilirliği zorlayan yeni bir mali yük anlamına geliyor.”
Turizm sektöründe mevsimsellik, döviz kuru oynaklığı ve artan finansman maliyetleri nedeniyle nakit akışlarının hassas olduğuna dikkat çeken BODER, teklifin bu gerçeklikler gözetilmeden hayata geçirilmesinin şu sonuçlara yol açabileceğini belirtti:
• Kâr marjlarında erozyon ve işletme sermayesi baskısı
• İstihdamda daralma riski ve nitelikli personelin korunmasında zorluk
• Hizmet kalitesi üzerinde baskı ve fiyatlara yukarı yönlü yansıma
• Kayıt dışı eğilimlerin güçlenmesi ve yatırım iştahının zayıflaması
• Sezonun kısa sürdüğü destinasyonlarda orantısız etki
Dengiz, açıklamalarına şöyle devam etti: “Teklifin bu hâliyle yasalaşması, özellikle yerel ekonomiye istihdam ve tedarik zinciriyle yaşam veren küçük ve orta ölçekli tesislerin ayakta kalma mücadelesini zorlaştıracaktır. Sektörel rekabet gücünün korunması için daha adil, kademeli ve performans odaklı bir modele ihtiyaç var. Türkiye turizminin sürdürülebilir büyümesi, işletmelerin öngörülebilir ve makul bir mali çerçeve içinde faaliyet göstermesine bağlı. KOBİ’leri koruyan, yatırımı ve istihdamı teşvik eden, çevresel iyileştirmeleri ödüllendiren dengeli bir düzenleme istiyoruz.”





