Muğla’nın Datça ilçesinde Taşlık Plajı yakınlarında bulunan Ilıca Su Değirmeni'nin Osmanlı döneminde bölgede yaşayan Rum nüfus tarafından tarımsal üretim amacıyla kullanıldığı biliniyor. Tarihî kaynaklardan aktarılan bilgilere göre değirmenin mülkiyeti, 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesinin ardından Rumların bölgeden ayrılmasıyla birlikte Hazine'ye geçiyor ve daha sonra da bu tarihî yapı Türk bir aileye satılarak faaliyetlerini sürdürüyor.
Ilıca Su Değirmeni, 1970'li yıllara kadar üretim amacıyla kullanılırken zamanla geleneksel öğütme yöntemlerinin yerini modern teknolojilerin almasıyla eski işlevini kaybetmeye başlıyor.
Datça Belediyesi, 2007 yılında tarihî yapıyı koruma altına alarak turizme kazandırmak amacıyla restorasyon çalışmalarına başlıyor ve çalışmalar sonucunda değirmen, 2008 yılında aslına uygun şekilde restore ediliyor.
Osmanlı dönemindeki üretim faaliyetlerinden Cumhuriyet dönemindeki mülkiyet değişimine ve restorasyon çalışmalarına kadar farklı tarihî süreçlere tanıklık eden yapı, ilçenin korunması gereken kültürel değerleri arasında bulunuyor ve Datça'nın çok kültürlü toplumsal yapısının da izlerini taşıyor.
Tarihî değirmenin kaynağı: Ilıca Gölü
Yaklaşık 6 dönümlük alanı kaplayan ve dağ eteklerinden gelen kaynak sularıyla beslenen Ilıca Gölü, değirmenin doğal kaynağını oluşturuyor.
2007 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü ile Datça Belediyesi iş birliğinde gerçekleştirilen jeolojik ve jeofizik etüt raporunda, göl suyunun mineral yapısı incelendiğinde sudaki katyon dağılımında yüzde 74 sodyum, yüzde 14 magnezyum, yüzde 10 kalsiyum ve yüzde 1,23 potasyum yer alırken, anyon dağılımında yüzde 87,52 sülfat ve yüzde 9,57 klorür tespit ediliyor.
Geçmişte değirmen taşlarını döndüren suyun oluşturduğu küçük şelale, bugün plaj çevresinin doğal güzelliğini oluştururken Ilıca Su Değirmeni ise geçmişten günümüze kültürel miras aktarımını yapmaya devam ediyor.





