DENGE

DENGE

21. Yüzyılda insan ilişkilerinin mesafe tanımadığına internet, televizyon ve radyo benzeri birçok iletişim cihazları ile mesafeleri aştığına şahit oluyoruz. Bundan 100 hatta 150 sene öncesinde iletişimin daha zor olduğu mektup, ulak benzeri iletişim kanalları ile haberleşmenin sağlandığı dönemlerde sosyal hayat hepimize çok çekici geliyor. İnsan ilişkilerinin daha sağlam ve kalıcı olduğunu düşünüyoruz.Gerçekten böyle mi?Bunun cevabı aslında...

A+A-

21. Yüzyılda insan ilişkilerinin mesafe tanımadığına internet, televizyon ve radyo benzeri birçok iletişim cihazları ile mesafeleri aştığına şahit oluyoruz. Bundan 100 hatta 150 sene öncesinde iletişimin daha zor olduğu mektup, ulak benzeri iletişim kanalları ile haberleşmenin sağlandığı dönemlerde sosyal hayat hepimize çok çekici geliyor. İnsan ilişkilerinin daha sağlam ve kalıcı olduğunu düşünüyoruz.

Gerçekten böyle mi?

Bunun cevabı aslında her insana göre farklılık gösteriyor. Kimine göre az haberleşmek insan ilişkilerini daha çok güçlendiriyor kimine göre ise bu iletişimsizlikten ve gönülden ırak olmaktan başka bir şeyi ifade etmiyor.

İnsanoğlu bilginin peşinde koşan bir canlıdır. Bu bilgi kalabalığı insanın hayatına olumlu olumsuz etki ediyor. Bugün bu yazıda insanın iletişimin bu denli hızlı olması konusunda hayatına etki eden ahlaki taraflarından söz edilecektir.

Ferhat’ın Şirin’e olan aşkından dağları deldiğini hükümdarın kızının aşkına nail olmak için şart koşulan suyu şehre getirdiğini biliyoruz. Peki, bu aşkın benzerlerini günümüzde görmek neden zor? Çünkü ne ortada –şimdilik- bir suyu taşıma sıkıntısı nede Şirin’e tamamen gönlünü veren Ferhat var.

Hikâyeye yeni bir senaryo yazacak olursak günümüzde yaşasalardı Ferhat ne yapardı? Ya çeşitli sosyal mecralardan Şirin’e ulaşmanın yolunu arardı veya telefon numarasını bulurdu. Bir şekilde aşkını itiraf edebilirdi. Böylelikle Ferhat suyu taşımak için dağları delerken bir kayanın altında kalarak can da vermezdi. Şirin büyük ihtimalle sosyal medyadan kendine ulaştığı için Ferhat’ın arkadaşlık teklifini kabul etmezdi.

Peki, ikili ilişkilerden sonra iş hayatımızı düşünürsek sonucu nasıl olurdu? Usta çırak usulü devam eder CV dediğimiz özgeçmiş metinleri de olmazdı. İnsanlar birbirini tanırlarken veya işe alırken birini işe alıp almayacağını bizzat o an yaptığı hareketlere göre karar verirlerdi yani bu “yeni meslek” hayatına atılacak bir kişi için büyük bir şans.

Günümüzde nasıl ilerliyor? Öncelikle işe alınacak kişinin sosyal medya hesapları inceleniyor; yazdıkları, güldükleri, üzüldükleri her şey gözden geçirilerek işe alınıyor. Peki, dün üzüldüğümüz bir olaya bugün gülüyorsak? Geçmiş peşimizi bırakmamış olmuyor mu?

Sonuç

Her şeyi bırakalım o zaman tüm sosyal medyadan uzaklaşalım. Terk edelim e-hayat yaşamını bu mu doğru olan? Bu seferde toplum bir yöne doğru hareket ederken siz geri kalmış olmuyor musunuz? Bunun cevabı çok tartışmalı. Ancak dünya üzerinden yaşanan gelişmelerden haber almak istiyorsanız yukarıda saydığım televizyon, radyo ve türevi iletişim araçlarına mecburuz.

Denge

Bu araçlardan faydalanırken kurallarımız olmalı, dinlemeli, anlamaya çalışmalı. Şahsım adına devam ediyorum: Her şeyden önce bunları yaparken insanların özeline karışmamalı. Unutmamalı ki reel yaşamda olduğu gibi sosyal mecra ve bahsi geçen iletişim araçlarının içinde de her insanın bir özgürlük alanı var ve bu özgürlük alanı diğer insanların özgürlük alanlarının başladığı yerde son buluyor. Bu yazıda önce kendime küpe sizlere naçizane tavsiye olabilmesi dileğiyle.

Bu haber toplam 213 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.