Muğla Çimento A.Ş. tarafından yapılan yazılı açıklamada hukukun üstünlüğü vurgulanırken kendilerine yöneltilen suçlamaların gerçeği yansıtmadığını ve bazı çevrelerin karalama kampanyasına devam ettiği söylendi. Şirket, bilirkişi raporuna ilişkin hukukun üstünlüğünü, heyet üyelerinin bilimsel yeterliliklerini ve tarafsızlıklarının önemini vurgulayan açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Devam eden hukuki süreçlere ilişkin olarak kamuoyunu yanıltabilecek ya da bağımsız yargının değerlendirme süreci üzerinde baskı oluşturmaya yönelik yayın ve açıklamalara karşı da tüm yasal haklarımızın hukuk çerçevesinde kullanılacağını kamuoyunun bilgisine sunarız.
Şirketimiz tarafından hayata geçirilmesi planlanan Entegre Çimento Fabrikası yatırımı kapsamında alınan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu’nun iptali istemiyle açılan davada mahkemeye sunulan bilirkişi raporuna ilişkin son günlerde kamuoyunda çeşitli haber ve yorumların yer aldığı görülmektedir.
Söz konusu yayınlarda yer alan bazı değerlendirmelerin eksik ve yanıltıcı bilgiler içerdiğini düşünmemiz nedeniyle, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla açıklama yapma gereği doğmuştur.
Şirketimiz, projenin başlangıcından bugüne kadar yürütülen tüm yargı süreçlerinde hukuka, yargı kararlarına ve bilimsel değerlendirmelere saygıyla yaklaşmıştır. Daha önce şirketimiz aleyhine düzenlenen bilirkişi raporları ve verilen yargı kararları karşısında da hukuki başvuru yolları dışında herhangi bir kişi ya da kurumu hedef alan bir tutum sergilenmemiştir.
Aksine, yargı kararlarında ve bilirkişi raporlarında ortaya konulan eksiklikler dikkate alınmış, bilimsel ve teknik gereklilikler doğrultusunda gerekli çalışmalar yapılmıştır. Önceki ÇED raporlarında tespit edilen eksik ve hatalı hususlar giderilmiş; alanında uzman bilim insanlarının gerçekleştirdiği saha ve teknik çalışmalar sonucunda hazırlanan mevcut ÇED Raporu, ilgili Bakanlık tarafından değerlendirilerek onaylanmıştır.
Mevcut ÇED Raporu’nun iptali istemiyle açılan son davada görevlendirilen bilirkişi heyeti de Mahkeme tarafından kendisine verilen görev kapsamında raporu bilimsel ve teknik açıdan incelemiş ve değerlendirmelerini mahkemeye sunmuştur.
Ancak bilirkişi raporunun dosyaya sunulmasının ardından bazı çevreler tarafından heyet üyelerinin bilimsel yeterliliklerini ve tarafsızlıklarını tartışmaya açan yayınlar yapılmaya başlanmıştır.
Burada önemli bir hususun altını çizmek isteriz:
Bugün eleştirilerin odağına yerleştirilen bilirkişi heyetinde bulunan bazı bilim insanları, önceki yargı süreçlerinde şirketimiz aleyhine değerlendirmelerde de bulunmuştur. O dönemde bilimsel yeterlilikleri ve tarafsızlıkları konusunda herhangi bir tartışma yapılmazken, mevcut ÇED Raporu’ndaki eksikliklerin giderildiği yönünde görüş bildirmeleri üzerine aynı bilim insanlarının hedef haline getirilmesini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Son günlerde gündeme getirilen bir diğer iddia ise bilirkişi raporunda, bilirkişi heyeti içerisinde yer almayan ve ÇED Raporu’nun hazırlanma sürecinde çalışması bulunan bir bilim insanına ait dokümana yer verilmiş olmasıdır.
Bu konunun doğru değerlendirilebilmesi için öncelikle davanın niteliğinin bilinmesi gerekmektedir.
Söz konusu dava, şirketimizin aldığı ÇED Raporu’nun yeterli olmadığı iddiasıyla açılmış bir iptal davasıdır. Mahkemenin bilirkişi heyetine verdiği görev de doğrudan ÇED Raporu’nu incelemek; projede öngörülen çevresel tedbirlerin yeterli olup olmadığını ve rapora esas alınan bilimsel verilerin doğruluğunu değerlendirmektir.
Dolayısıyla bilirkişi heyetinin, incelemekle görevlendirildiği ÇED Raporu içerisinde yer alan bilimsel çalışmalara, verilere ve değerlendirmelere atıfta bulunması incelemenin doğal bir sonucudur.
Nitekim şirketimiz aleyhine sonuçlanan önceki yargı süreçlerinde hazırlanan bilirkişi raporlarında da o dönemde yürürlükte bulunan ÇED raporlarına atıflar yapılmış; raporlarda yer alan bilimsel ve teknik veriler üzerinden olumlu ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulmuştur.
Sonuç itibarı ile; esasen son derece normal ve hukuki bir durum dahi, bu belli çevreler tarafından spekülasyon konusu yapılmaya çalışılarak bir bilgi kirliliği yaratılmakta, bu yolla gerek kamuoyu gerekse yargı organları nezdinde bir algı yaratılmaya, bağımsız yargı organları bu yolla baskı altına alınmaya çalışılmaktadır.
Şirketimizin bu süreçteki temel beklentisi son derece açıktır: Devam eden yargı sürecinin herhangi bir baskı veya yönlendirmeye maruz kalmadan, hukukun ve bilimin gerekleri doğrultusunda sonuçlanması.
Yargı makamlarının bağımsızlığına, bilim insanlarının mesleki itibarına ve kamuoyunun doğru bilgi edinme hakkına saygı gösterilmesini son derece önemsiyoruz.
Öte yandan, hayata geçirilmesi planlanan yatırımın Muğla’ya sağlayacağı çevresel ve ekonomik katkıların kamuoyu tarafından bilinmesi gerektiğine inanıyoruz.
Proje kapsamında Muğla’da mermer üretimi sonucu ortaya çıkan ve geniş alanlarda biriken mermer artıkları ile Yatağan Termik Santrali’nde oluşan atık küllerin hammadde olarak değerlendirilmesi planlanmaktadır. Böylelikle bölgede yıllardır biriken bu atıkların üretim sürecine kazandırılması, çevresel yükün azaltılması ve doğal hammadde kullanımının sınırlandırılması hedeflenmektedir.
Yatırımın hayata geçirilmesiyle birlikte doğrudan ve dolaylı istihdamın yanı sıra bölgeden yapılacak mal ve hizmet alımlarıyla Muğla ekonomisine önemli bir katkı sağlayacaktır. Projenin oluşturacağı istihdam, tedarik ve ekonomik hareketlilik sayesinde binlerce kişinin doğrudan veya dolaylı olarak bu yatırımdan faydalanacaktır.
Şirketimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonraki süreçte de faaliyetlerini yürürlükteki mevzuat, çevre standartları, bilimsel gereklilikler ve yargı kararları doğrultusunda sürdürmeye devam edecektir.
Devam eden hukuki süreçlere ilişkin olarak kamuoyunu yanıltabilecek ya da bağımsız yargının değerlendirme süreci üzerinde baskı oluşturmaya yönelik yayın ve açıklamalara karşı da tüm yasal haklarımızın hukuk çerçevesinde kullanılacağını kamuoyunun bilgisine sunarız.”