Muğla’nın Ula ilçesinde dünyaya gelen yönetmen, senarist ve yapımcı Yüksel Aksu, doğup büyüdüğü topraklara vefa borcunu memleketini tanıtarak ödedi.
Muğla’yı yalnızca güzel koyları ve turistik bölgeleriyle göstermeyi tercih etmeyen Aksu, kamerasını Muğla’nın köylerine, mahallelerine, kahvehanelerine ve sokaklarına çevirdi. Muğlalının konuşmasını, mizahını, komşuluk ilişkilerini, esnaf kültürünü ve gündelik yaşamını sinemanın merkezine taşıyarak geleneksel kültürünü evrensele taşıdı.
TÜRKİYE, “DONDURMAM GAYMAK” İLE MUĞLA’YI İZLEDİ
Yüksel Aksu’nun Muğla’yla özdeşleşen yapımlarının başında kuşkusuz “Dondurmam Gaymak” geliyor.
Muğla’da çekilen ve profesyonel oyuncuların yanı sıra yöre insanlarının da kamera karşısına geçtiği filmde Muğla’nın sokakları, insanları, şivesi ve günlük yaşamı bütün doğallığıyla beyazperdeye yansıdı.
“Dondurmam Gaymak” Türkiye sınırlarını da aşarak uluslararası festivallerde gösterildi, çeşitli ödüller kazandı ve Türkiye’nin Oscar aday adayı olarak seçildi. Muğla’nın yerel hikâyesi dünyanın farklı noktalarında gösterilerek Muğla’yı uluslararası sinemaseverlerle buluştu.
Yüksel Aksu sinemasını farklı kılan en önemli özelliklerden biriyse Muğla’yı yalnızca çekim mekânı olarak kullanmaması. Onun filmlerinde Muğla adeta başrol oyuncusu.
“Dondurmam Gaymak”ın ardından “Entelköy Efeköy’e Karşı”, “İftarlık Gazoz” ve “Bak Postacı Geliyor” gibi yapımlarda da Ege’nin kırsal yaşamı, insan ilişkileri, mahalle kültürü ve toplumsal yapısı hikâyelerin merkezinde yer aldı.
Aksu, kamerasıyla yalnızca bugünün Muğla’sını göstermedi; giderek kaybolmaya yüz tutan bir kültürü de kayıt altına aldı.
ŞİVESİNİ DE KÜLTÜRÜNÜ DE SAKLAMADI
Türkiye’de birçok yapımda yerel ağızların geri plana itildiği dönemlerde Yüksel Aksu, Muğla’nın şivesini filmlerinin en önemli unsurlarından biri haline getirdi.
Muğlalı nasıl konuşuyorsa öyle konuştu. Nasıl gülüyorsa öyle güldü. Nasıl yaşıyorsa öyle yaşadı. Aksu’nun kamerasında Muğla insanı değiştirilmedi, başka bir kalıba sokulmadı. Tam tersine yerel olanın değerli olduğu gösterildi.
KAYBOLAN MUĞLA’YI DA KAYIT ALTINA ALDI
Eski mahalle kültürü, komşuluk, imece, kahvehaneler, küçük esnaf, köy yaşamı, çocukluk, yazlık sinemalar ve Ege insanının kendine özgü mizahı…
Bugün birçoğu giderek kaybolan bu değerler Yüksel Aksu’nun filmlerinde yaşamaya devam ediyor.
Özellikle “İftarlık Gazoz”, geçmişin Ege’sini ve mahalle yaşamını yeni kuşaklara aktaran önemli yapımlardan biri oldu. Bu yönüyle Aksu’nun filmleri yalnızca sinema eseri değil, aynı zamanda Muğla’nın yakın dönem kültürüne ilişkin görsel bir hafıza niteliği taşıyor.
MİLYONLUK TANITIMLARIN YAPAMADIĞINI SİNEMAYLA YAPTI
Kentlerin tanıtılması için bugün milyonlarca liralık reklam ve organizasyon bütçeleri ayrılıyor.
Yüksel Aksu ise yıllardır Muğla’yı sinema perdesinden anlatıyor. Üstelik yalnızca denizi, kumu ve güneşiyle değil… Muğla’nın asıl zenginliği olan insanıyla, kültürüyle, diliyle ve hikâyeleriyle.
Onun filmlerini izleyen milyonlarca insan Muğla’nın bir sokağını, köy kahvesini, esnafını, şivesini ve yaşam biçimini tanıdı. Filmler televizyonlarda her yeniden yayınlandığında, dijital platformlarda her izlendiğinde Muğla’nın hikâyesi de yeniden anlatılıyor.
MEMLEKETİNE BORCUNU KAMERASIYLA ÖDÜYOR
Yüksel Aksu yıllar içerisinde Türkiye’nin tanınmış yönetmenlerinden biri haline geldi. Sinema filmleri çekti, televizyon projelerinde yer aldı ve Türkiye’nin önemli oyuncularıyla çalıştı.
Ancak kamerasının bir tarafında hep Muğla kaldı.
Belki de bu nedenle Yüksel Aksu’yu yalnızca “Muğlalı yönetmen” olarak tanımlamak eksik kalıyor.
Çünkü o, yıllardır yaptığı filmlerle bir şehrin kültürünü kayıt altına alıyor, Türkiye’ye anlatıyor ve gelecek kuşaklara bırakıyor. Muğla’nın şivesini susturmadan, insanını değiştirmeden, hikâyelerini başkalaştırmadan… Yüksel Aksu, kamerasıyla memleketinin hikâyesini anlatmaya devam eden Muğla’nın gönüllü kültür elçisi.