Özel sektörde çalışan R.K'nin hayatı bağımlılık sürecinde kontrolden çıktı. Aile ve iş yaşamında ciddi sorunlar yaşamaya başlayan R.K, YEDAM'dan 2 yıl psikolojik ve sosyal destek aldı.
Bu sayede sanal kumardan uzak bir yaşam sürmeye başlayan R.K, AA muhabirine, bağımlılık sürecinde hayatının giderek kontrolden çıktığını ve bu dönemde ailesi ile iş hayatında ciddi sorunlar yaşadığını söyledi.
Çocukluğundan beri futbola ilgisi olduğu için küçük rakamlarla sanal kumar oynamaya başladığını belirten R.K, "Aslında önce para kazanma niyetiyle başlamadım. Her oynadığımda bana mutluluk, sevinç veriyordu. Kazandıkça mutlu oluyordum, ilk başlarda kazanıyordum. Kaybetmeye başlayınca limitlerimi kaybettim, bankalardan kredi çektim. Maddi durumum kötüleştikçe çok zorluk çektim ve kimseye anlatamadım." dedi.
Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle tedavi görmeye başladığını anlatan R.K, ailesinin durumunu fark etmesiyle bağımlılıkla mücadele etmeye karar verdiğini, araştırmaları sonucunda YEDAM'a başvurduğunu söyledi.
Yaşadığı süreçte en büyük destekçisinin ailesi olduğuna işaret eden R.K, şöyle konuştu:
"Ailemden Allah razı olsun, çünkü hep arkamda durdu. Hiçbir zaman bana 'sen niye böyle yaptın' demediler, çünkü onlar da tedavi sürecinin içindeydi. Kesinlikle uzak kalmadılar. Benimle birlikte YEDAM'a geldiler. Ailemle psikolog arkadaşlar da görüşerek bunun bir hastalık olduğu hakkında aileme bilgi verdiler. YEDAM'ın adını duydukça yüzümde gülümseme oluyor. Çünkü bana bir hayat kazandırdı tekrardan, çok mutluyum o konuda. İlk başlarda Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezine (AMATEM) gidiyordum. Orada ilaç tedavisi de vardı. Bana tek başına yeterli gelmedi. Araştırdım 115 YEDAM Danışma Hattı'nı aradım ve randevu oluşturdular. Yaklaşık 2 yıldır YEDAM'dayım ve kesinlikle sanal kumar oynamıyorum."
YEDAM'da her hafta 20 grup terapisi olduğunu anlatan R.K, burada işlenen her konuda kendini gördüğünü, yaşadıklarının böylece bir hastalık olduğuna inandığını ifade etti.
YEDAM'daki tedavi yöntemleriyle para yönetimini öğrendiğini belirten R.K, "Öncelikle hesaplarımı ve internet bankacılığımı kapattırdım. Tuşlu telefon kullandım. Aileme de 'borcumun hepsini kapatmayın' ben ödemek istiyorum diyerek çaba gösterdim. Kimse kaybettiğinin peşine düşmesin. Ben çok bu hataya düştüm, olmuyor. Kredi kartı kullanmayıp nakit para kullansınlar. Ailesine her şeyi anlatsınlar ve yalan söylemesinler." ifadelerini kullandı.
-"Kitap okudum, üniversite sınavını kazandım"
Bu hastalıkla uğraşanların özellikle kendilerine bir uğraş bulmaları gerektiğini anlatan R.K, YEDAM'a başladıktan sonra kitap okuma alışkanlığı kazandığını dile getirdi.
Bu süreçte her ay en az 3 kitap okuduğunu anlatan R.K, "Üniversite sınavına gireyim bir şansımı deneyeyim' dedim, çalıştım ve Halkla İlişkiler bölümünü kazandım. İşimde çalışıyorum, evimde hayvancılık da yapıyorum. Buraya gelmekten korkmasın kimse. Ben korktum en başta ama burada ailemden daha rahat hissediyorum kendimi." dedi.
-"Teknoloji ve dijital bağımlılık çağın hastalığı"
Türkiye Yeşilay Cemiyeti Muğla İl Başkanı Şenol Şengür, Yeşilay'ın insan odaklı çalışmalar yürüttüğünü belirterek, sigara, madde, alkol, kumar ve 2015 yılından itibaren teknoloji ve dijital bağımlılık üzerine hizmet verdiklerini ifade etti.
Teknoloji ve dijital bağımlılığın çağın hastalığı olduğunu belirten Şengür, "Bu yüzden özellikle Yeşilay'da bizim her şeyden önce iki ana faaliyetimiz var. Bunlardan birincisini toplum bilinçlendirmek, korumak ve önlemek. Fakat bir şekilde bağımlı türlerinden birini bulaştıysan bunun da ayakta psikososyal destek vererek tedavisini sağlamak." diye konuştu.
Yürüttükleri her çalışmada 115'i anlattıklarını ifade eden Şengür, şunları kaydetti:
"YEDAM gerçekten düşeni tutup o bataklıktan çıkartan ciddi bir danışmanlık merkezi. İnsanlar bağımlı türlerinden birine bulaşabilir, bir şekilde temas etmiş olabilir. Biz toplumda onu kazanmak adına gittiğimiz her yerde 115'i anlatıyoruz. Burada özellikle gizlilik çok önemli. Çünkü bağımlı bir birey maalesef bağımlı olduğunu kabul etmiyor, bunun normal bir beyin hastalığı olduğunu söylüyoruz ve bu beyin hastalığından dolayı da kesinlikle tedavi edilmesi gerektiğini bir psikososyal destek alması gerektiğini söylüyoruz. Aslında tedaviyi normalleştirirken kişiyi hiçbir şekilde ifşa etmiyoruz. Gizlilik temelli çalışıyoruz. Çünkü bağımlılık boşluk kabul etmiyor."
Şengür, insanları bağımlıktan kurtarırken onların yine normal hayatına dönmesine vesile olduklarını sözlerine ekledi.