Yatağan Ahi Sinan Kıble Camii ibadete açıldı
Yatağan Ahi Sinan Kıble Camii ibadete açıldı
İçeriği Görüntüle

Türk-İş Muğla İl Başkanı ve TES-İŞ Yatağan Şube Başkanı Fatih Erçelik yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Çevre tartışmaların giderek siyasi bir zemine çekildiği bu süreçte, sahadaki gerçekliğin gözden kaçırılmaması gerekiyor. Bu açıklama, bölgedeki emekçilerin ve ailelerinin sesi olma sorumluluğunun bir gereğidir.

Bu topraklar madeniyle, zeytiniyle ve üretimiyle bir bütündür. Bizim için mesele, bu değerleri birbirine düşürmek değil; emeği, istihdamı ve yerel yaşamı bir arada korumaktır.

Şunun altını çizmek isteriz ki: Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santralleri sadece binalardan, bacalardan ibaret değildir. Burası esnafından nakliyecisine, tedarikçisinden hizmet sektörüne kadar 100 bin kişilik dev bir ekonomik sistemin kalbidir. Eğer kömür temin edilemezse bu kalp durur.

Enerji arz güvenliği sadece megavat hesabından ibaret değildir. Üretimin sürdüğü her gün, bu bölgede binlerce insanın işine devam ettiği, esnafın kepenk kapatmadığı, ailelerin geleceğe daha güvenle baktığı bir gelecektir. Üretim ile istihdam arasında doğrudan bir bağ vardır. Bu bağ zayıfladığında yalnızca enerji sistemi değil, bölgedeki sosyal ve ekonomik yapı da zarar görür.

Muğla’nın Milas ve Yatağan hattında faaliyet gösteren termik santraller etrafında yürütülen tartışmalar, yalnızca enerji politikası meselesi değildir. Bu konu, doğrudan istihdamı, bölge ekonomisini, esnafı, taşeronu, nakliyeciyi, aileleri ve sosyal dengeyi ilgilendirmektedir. Enerji üretiminin sürekliliği ile kamu yararı ve istihdam arasında koparılamaz bir bağ vardır. Bu bağ zayıfladığında yalnızca üretim değil, bir bölgenin ekonomik dengesi de sarsılır.

Son dönemde Milas’ta yaşanan gelişmeler, bu tartışmayı farklı bir boyuta taşımıştır. Çevre hassasiyeti üzerinden yürütülen siyasi söylemlerle, ortaya çıkan bu somut tablo arasındaki iki yüzlülüğe varan çelişki dikkat çekicidir. Çevreyi savunduğunu söyleyenlerin kendi uygulamalarıyla yüzleşmesi gerekir. Bu mesele yalnızca bir parti içi konu değildir; kamuoyuna verilen mesajla sahadaki uygulama arasındaki tutarlılık meselesidir.

Bu gelişmelerin ardından CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’in Milas’ta düzenlediği mitingde söz konusu istifa ve yaşanan olayla ilgili herhangi bir değerlendirme yapmaması da dikkatlerimizden kaçmamıştır. CHP Genel Başkanı Özel, Milas’ta gerçekleştirdiği mitingde, Ahmet Kılbey’in bu davranışını kınamayarak, olayın gündeme gelmesini engellemeye çalıştı.

Bölge gündeminde bu kadar sıcak bir başlık varken, konuşmanın genel siyasi söylemler ve erken seçim çağrıları etrafında şekillenmesi, istihdam ve üretim gibi somut meselelerin arka planda kalmasına neden olmuştur. Bizler, burada yaşayan ve çalışan insanlar olarak, polemik değil netlik görmek istiyoruz.

Bu topraklar madeniyle, zeytiniyle ve üretimiyle bir bütündür. Bizim için mesele, bu değerleri birbirine düşürmek değil; emeği, istihdamı ve yerel yaşamı bir arada korumaktır.

Enerji üretimi, istihdam ve kamu yararı birlikte düşünülmelidir; üretimin durduğu yerde ekonomik daralma ve işsizlik başlar. Bu tesislerde çalışan her emekçi, yalnızca bir maaş almıyor; bir ailenin geçimini sağlıyor, bir esnafın alışverişini yapıyor, bir şehrin ekonomik döngüsünü canlı tutuyor. Bu sayede hem kırsal yaşam ayakta kalıyor hem de bölge insanımız çalışmak, ekmek parası kazanmak için başka şehirlere göç etmek zorunda kalmıyor. Üretimin kesintiye uğraması demek, zincirleme bir ekonomik daralma anlamına gelir. Bu gerçeği görmezden gelerek yapılan her siyasi değerlendirme eksik kalacaktır.

Enerjiyi kim üretirse üretsin, yapılan iş kamu yararınadır. Yerli kömürden enerji üretiminin sürmesinde hem ülkenin enerji arz güvenliği hem de bölgede istihdamın korunması açısından kamu yararı vardır. Gündemdeki kamulaştırma süreci de bu çerçevede, üretimin kesintisiz devamı ve çalışanların iş güvencesinin korunması için atılmış hukuki bir adımdır, biz de bu adıma popülist söylemlerle değil, gerçeklerle bakıyoruz. Bu süreç, mülkiyeti yok eden bir el koyma değil; madencilik faaliyetleri boyunca sürecek geçici bir kullanım hakkıdır. Temel şartımız nettir: Maden çıkarıldıktan sonra bu alanlar hızla rehabilite edilmeli ve doğaya yeniden kazandırılmalıdır. Bu konuda da bölgemizdeki çalışmalar, tüm ülkeye örnek teşkil edecek seviyededir. Kapımız herkese açıktır, bu çalışmaları görmek isteyen herkes gelip görebilir.

Kamulaştırma süreçleri de bu çerçevede ele alınmalıdır. Kamulaştırma, hukuki zeminde yürütülen ve kamu yararını esas alan bir mekanizmadır. Enerji üretiminin sürdürülebilirliği açısından gerekli görülen adımların hukuki çerçevede atılması, kamu yararının bir gereğidir. Bu süreci siyasi tartışmaların gölgesine taşımak, çalışanlar üzerinde belirsizlik ve kaygı yaratmaktan başka bir sonuç doğurmaz. Bizim önceliğimiz; hukukun işletildiği, çalışan haklarının korunduğu ve üretimin sürdürüldüğü bir dengeyi savunmaktır.

Bugün Muğla’da konuştuğumuz tabloyu yalnızca yerel bir mesele olarak değerlendiremeyiz. Manisa’nın Soma ilçesinde yaşanan gelişmeler ortada. Termik santralde üretimin durdurulmasının ardından onlarca çalışan bu kış gününde, mübarek Ramazan ayında işsiz kaldı. Bugün ilçedeki birçok eve ateş düşmüş durumda ve buradaki emekçi kardeşlerimizi aileleriyle birlikte belirsiz bir gelecek bekliyor.

Bu belirsizlik sadece bu arkadaşlarımız ve aileleri için değil bir koca bir ilçe ve şehir için de geçerli. Soma’daki termik santralin çalışmaması bölgesel ısıtma sisteminden yararlanan vatandaşları ve yerel ekonomi de doğrudan etkilemiştir. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun yaptığı açıklamalar, bu kararın sosyal ve ekonomik sonuçlarına dikkat çekmiştir. Üretim durduğunda yalnızca bacalar değil, şehirlerin ekonomik damarları da zayıflar.

Muğla’nın da benzer bir tabloyla karşı karşıya kalmasını kimse istemez. Bu nedenle meseleye ideolojik değil, gerçekçi bir yerden bakmak zorundayız. Enerji üretiminin sürekliliği; istihdamın korunması, kamu yararının gözetilmesi ve bölgesel istikrarın sağlanması anlamına gelir. Santrallerin faaliyetlerinin sürmesi, burada yaşayan binlerce insanın geçim güvencesidir.

Yakın zamanda şube yönetimi ve işçiler olarak Milas Belediye Başkanı Sayın Fevzi Topuz’a yaptığımız ziyaret sırasında ifade ettiği sözler dikkatle dinlenmelidir. Sayın Topuz’un, “Maden de bizim, santral de bizim, zeytin de bizim. Haklı taleplerinizin her zaman yanındayım” sözleriyle verdiği destek bizim için çok kıymetlidir.

Cumhurbaşkanımız tarafından alınan kamulaştırma kararı hem enerji arz güvenliğimiz hem de evine ekmek götüren binlerce çalışan için stratejiktir. Bazı çevreler sanki Türkiye’de ilk kez böyle bir karar alınmış gibi ortalığı ayağa kaldırmaya çalışıyor. Bizlere, bugün Avrupa’nın dahi uygulayamadığı sözde adil geçiş masallarını dayatıyorlar.

TES-İŞ’in tarafı da duruşu da bellidir: Biz; enerji ve maden işçileriyle, ailelerimizin ve bölgemizin geleceğinin tarafındayız. Üyelerimizin, işçimizin ve bölge halkının çıkarlarının yanındayız. Kavgadan veya gerilimden değil, çözümden yanayız. Çalışanın, köylünün ve bölge halkının ortak paydada buluştuğu bir dengeyi kurmak zorundayız. Geleceğimizi hep birlikte konuşacak, ortak akıl ve iş birliği ile dayanışma ruhu içinde çalışacağız.

Kurulduğumuz günden bu yana sözle değil, icraatla işçinin yanında olduk. Yan haklardan ücret koşullarına kadar her alanda mücadelemizi verdik. Bugüne kadar işçisinin arkasında dimdik duran bizdik, bugün de biziz, yarın da yine biz olacağız.

Milas’ın, Yatağan’ın ve memleketin enerjisi sönmesin; ekmeğimiz küçülmesin diye mücadele ediyoruz.

Emek için, üretim için mücadeleye devam edeceğiz. Hep birlikte üretecek, hep birlikte büyüyeceğiz.

Ekmeğimiz ve çocuklarımızın geleceği için, kamu yararı olan enerji üretimi için mücadeleye devam edeceğiz.

Hep birlikte üretecek, hep birlikte büyüyeceğiz.

Enerji hayattır, enerji medeniyettir!

Zeytin de bizim, kömür de bizim diyerek kamuoyuna saygılar sunuyoruz.”

Muhabir: EZGİ KARABACAK