Genel

Datça Belediye Başkanı’nın Açıklamalarına Gazetecilerden ve Derneklerden Sert Tepki

CHP’li Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt’un belediye meclis toplantılarını yerel basına kapatma kararı ve gazetecilere yönelik ifadeleri, basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.



Yerel gazetecileri hedef alan ve FETÖ üyeliğinden hüküm giymiş Mehmet Baransu’ya benzeten ifadeler, başta meslek örgütleri olmak üzere kamuoyunda sert tepkiyle karşılandı.
“Basını kriminalize etmek yönetim zafiyetidir”
Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut, yaptığı yazılı açıklamada Başkan Kurt’un sözlerinin kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Akbulut açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Yerel basını ‘terör aparatları’ ile aynı cümlede anmak, basın tarihine geçecek bir talihsizliktir. Gazetecilik suç değildir. Bir yerel yöneticinin, henüz işlenmemiş bir suç ihtimali üzerinden basını peşinen mahkûm etmesi, yönetimdeki özgüven eksikliğinin itirafıdır.”
Başkan Kurt’un basın özgürlüğünü “trafikte hız sınırı”na benzetmesine de sert yanıt veren Akbulut, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Basın, trafikteki hız sınırı değildir; o aracın ne kadar hızlı gittiğini, kurallara uyup uymadığını halka gösteren kilometre kadranıdır. Kadranı kapatmak kazayı önlemez, sadece denetimi ortadan kaldırır.”
“FETÖ örneğiyle gözdağı kabul edilemez”
Muğla Gazeteciler ve Yazarlar Derneği Başkanı Kenan Gürbüz ise Başkan Kurt’un açıklamalarını “talihsiz ve hukuksuz” olarak nitelendirdi.
Gürbüz, şu ifadeleri kullandı:
“Bu yasağı savunmak adına, geçmişte FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklanmış olan Mehmet Baransu örneğinin verilmesi son derece yanlış ve kabul edilemezdir. Bu benzetme, basına yönelik açık bir gözdağı niteliği taşımaktadır.”
Gürbüz, gazeteciliğin suç değil, demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunun altını çizdi.
Mehmet Baransu kimdir?
Başkan Kurt’un yerel gazetecilerle aynı cümlede andığı Mehmet Baransu, Balyoz davası sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan sahte belgelerle gündeme gelmişti. FETÖ/PDY yapılanmasıyla bağlantılı suçlardan yargılanan Baransu;
“silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “devletin gizli belgelerini ifşa etmek” suçlarından toplam 36 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Baransu’nun adının yerel gazetecilerle ilişkilendirilmesi, ifade özgürlüğü ve basın etiği açısından büyük tepki topladı.