Muğla doğumlu olduğunu belirten Burak Zeybek, eğitim hayatını Muğla Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nde tamamladıktan sonra Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nü kazandığını söyledi. Eğitim sürecinin ardından Muğla’da yaşamını ve müzik kariyerini sürdürdüğünü ifade eden Zeybek, olay günü yaşananları şu sözlerle anlattı:
“Olay günü saat 18.00-18.30 sularında soundcheck dediğimiz ses kontrollerimizi yaparız. Bir aksilik ya da arıza var mı, enstrümanlarımızla onları tek tek kontrol etmek için mekana 2 saat öncesinden gideriz. O gün de standart bir şekilde sahnemizi kurmak için gittik ve sahnemizi kurarak ayarlamalarımızı yaptık. Uzun zamandır sahne aldığım işletmedeyim. Cumartesi günü benim sahnemdi ve o gün orkestramla kendi sahnemizi icra ediyorduk.
Önceki haftalarda karşı işletmede etkinlikler de oluyordu. Karşılıklı olduğu için seslerimizi duyuyorduk. Ama iki mekânda müziğe başladığı anda zaten kimse rahatsız olmuyor durumdan. Ve bizler zaten aynı desibeli kullanıyoruz. ‘Şu gün sesi açalım ya da bugün sesi kapatalım’ diye bir durum olmadı. Zaten bizim karşı işletmede Deniz Hanım’ın etkinliği olduğundan haberimiz yoktu. Biz yine normal sahnemizi kurduk, saat 21.00 gibi sahnemize başladık.”
Sahne sırasında beklenmedik bir olay yaşandığını belirten Zeybek, “Birkaç şarkı söyledim sanırım. Sahnemde birden fazla enstrüman çalıyorum. Genelde sahnede birçok iş ile uğraştığım için enstrümanlarımı sağ tarafa kurarım. Bizim sahneye girişimiz ise sol tarafta kalıyor. Ben sağ tarafa odaklandığım zaman normal olarak sol tarafı görmüyorum. Bir anda elimden mikrofon alındığını fark ettim ve o anlık şok yaşadım. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Baktım bir hanımefendi gelmiş, eline mikrofonu aldı. Ben tekrardan mikrofonu almaya çalıştım çünkü müşterilerden biri sandım. Kalabalık bir ortam olduğu için kimin gelip gittiğini tamamen kontrol edemem. Alanımız da geniş bir alan olduğu için o an olayı anlayamadım” dedi.
Mikrofonu geri almaya çalıştığını ancak herhangi bir temasının olmadığını söyleyen Zeybek, “Mikrofonu almaya çalıştım, vermedi. Hiçbir şekilde temasım olmadı ve müdahale etmedim. Tabii mikrofonu alıp benim söylediğim şarkıya kendileri devam etmeye başladı. Orkestra arkadaşlarım da ne olduğunu anlamaya çalıştılar, o sebeple çalmayı durdurdular. Sonrasında hanımefendiye dönerek ‘Buyurun, söylemek istiyorsanız ortada söyleyebilirsiniz’ diyerek elimle sahnenin ortasını gösterdim. Hâlâ Deniz Hanım olduğunu bilmiyorum. Sahne hayatım boyunca böyle bir şey yaşamamıştım” ifadelerini kullandı.
Olayın devamında yaşananları da anlatan Zeybek, “Deniz Hanım sahnede iken elindeki bardağı müşteriye doğru kaldırarak, sahnede şarkısını söyledikten sonra elindeki bardağı ve mikrofonumu alıp yere atıyor. Birkaç arkadaşımız Deniz Hanım’ın yanına gittiğinde hakaret edip bağırıyor. Bardağın yere düşmesiyle zemin beton olduğu için düştüğü an kırılma sesi net bir şekilde duyuldu. Bu olaydan sonra sahneye biraz ara verdim. Tabii ki işimi icra etmem gerekiyor, bizleri izlemeye ve dinlemeye gelen bir sürü misafirimiz var” dedi.
İnternette yayılan görüntülere de değinen Zeybek, “İnternette gördüğümüz açıklamayı ve çekilen videoyu bizim sahnemizden döndükten sonra çekiyor. Sonrasında da konserini yarıda kesmiş, ki zaten konserini yarıda kesmesini biz de anlamış değiliz. Bizim sesimiz her zamanki desibeldeydi” diye konuştu.
Deniz Hanım’ın sosyal medya üzerinden yaptığı taciz paylaşımına da değinen Zeybek, “Deniz Hanım’ın taciz ile ilgili paylaşımının bizimle hiçbir ilgisi yoktur. Milas’taki olayları da birbirine karıştırdı. Taciz olayı Milas’ta yaşanan olay. Ama hanımefendi öyle bir karmaşa yarattı ki Muğla ile Milas sanki aynı yermiş gibi gösterildi” dedi.
Hukuki sürece ilişkin de açıklama yapan Zeybek, “Hukuki süreç başlamadı. Biz avukatlarımız aracılığıyla kendisine ulaşmak için menajeriyle iletişim kurduk. İki gündür de telefonlarımızı açmıyorlar. Deniz Hanım, olayın geçtiği işletmeye ve işletme sahiplerine bir özür mesajı yayınlamış ama sadece işletme sahiplerinin görebileceği şekilde. Şahsen kamuoyuna bir açıklama yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Kendilerinin taleplerinin açık olduğunu belirten Zeybek, “Bizim talebimiz şu oldu. Avukatım zaten menajerine ulaştı, bir metin hazırlandı. Bizlerden, Muğla halkından, kendi misafirlerinden, işletme sahiplerimizden ve bizim misafirlerimizden özür mesajı yayınlamasını istedik. Şimdiye kadar böyle bir girişim yapılmadı. Birkaç gün müsaade ettik. Olayın sıcağıyla çünkü bizler kimsenin ticari itibarına zarar vermek istemiyoruz. Amacımız işi büyütmek değil. Şu anlık bir sürece başlamadık ama gidişat böyle devam ederse başlayacak” dedi.
Sosyal medyada yapılan paylaşımların hem kendisine hem de işletmeye zarar verdiğini savunan Zeybek, “O gece zaten sahnesini bırakıp bizim yüzümüzün göründüğü fotoğrafı paylaştı. Altına da söylenmemiş şeyleri söylenmiş gibi lanse etmiş. Bizlerin yüzü göründü. Yani 132 bin takipçili sosyal medya hesabında bir süre durdu bu paylaşım. Bu takipçilerden yarısı bile görse benim itibarım zedelendiği gibi mekânın da itibarı zedelendi. Biz hiçbir şey yapmadık, kendi işimize devam ediyoruz. Sahneden de hiçbir açıklama yapmadım. Arkasından konuşma diye bir mevzu da yaşanmadı. İşimizi yaptık ve yapmaya devam ettik” diye konuştu.
Uzlaşma çağrısını yineleyen Zeybek, “Bizim fotoğrafımızı paylaştığı geceden itibaren biz uzlaşmaya çalıştık. Menajeri de dahil Deniz Hanım ile çalışan kişilere ulaşmaya çalıştık. Bir özür metni yayınlasa bu iş kapanacak. Kendileri de şu an uzlaşmıyorlar maalesef. Biz hâlâ uzlaşmaya açığız” dedi.
Yaşanan olay sırasında müşterilerin de risk altında kaldığını söyleyen Zeybek, “Mekânda bulunan müşterilerimiz tabii ki tehlikeye girdi. Masalarımız alçak oturma düzeninde ve Deniz Hanım’ın elindeki bardak cam ve geniş bir bardak. Yere çarpıldığında beton bir zeminden insanların suratına, gözüne de denk gelebilir. Büyük ihtimalle de masaların olduğu bölüme attı bardağı. Tabii ki insanlar da korktu, çekindi” ifadelerini kullandı.
Olayın ardından işletmeye yönelik olumsuz yorumlar yapıldığını belirten Zeybek, “Karşı mekânda bulunan kendi misafirleri bizim tarafa doğru alkış yaptılar. Tabii ki ticari itibarıma zarar verebilir. İşletmenin sayfasına olumsuz yorumlar yapıldı. Ufak çaplı bir karalama kampanyası başlatıldı” dedi.
16 yaşından bu yana sahnelerde olduğunu söyleyen Zeybek, müzik dünyasında bu tür olayların alışılmış olmadığını vurgulayarak, “Yıllardır çeşitli organizasyonlarda müzik yaptım. 16 yaşından beri sahne yapıyorum. Solistler ve müzisyenler birbirini çok iyi tanır. Kimse birbiriyle ters düşmez. Ters bir durum olduğunda müzik yapanlardan önce mekân sahipleri konuşur ya da müzisyenler kendi aralarında halleder ve çözüm anında bulunur. Yani burada kimse kimsenin sahnesini basıp ya da kimsenin sahnesini sabote etmeye çalışmaz. Muğla’da herkes birbirini tanır. Ben de yıllardır Muğla’dayım. Kimseyle böyle bir sorun yaşamadık. Başka müzisyenlerin de yaşadığını görmedim. Herkesin birbirine saygılı olması gerekiyor. Bunlar karşılıklı hoşgörü ile çözülebilecek şeyler. İki taraf da çaldığında ne ben onların sesini duyarım ne de onlar bizim sesimizi duyar” diye konuştu.
Yaşananların ardından birçok kişinin kendisine destek verdiğini belirten Zeybek, “Bu olayda olumlu tepkiler de aldık. O gün misafirlerimiz ‘Çok sakin durdunuz, tepki vermediniz’ gibi söylemlerde bulundular” dedi.
Müziğin birleştirici bir güç olduğunu vurgulayan Zeybek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Elimizden geldiğince hepimiz sanat yapıyoruz. Müzik birleştirmeli insanları. Müziğin içine bu tarz tartışmaları koyarsak yaptığımız işin hiçbir anlamı kalmıyor. Keşke konseri bitirseydi ve o kadar insanı mağdur etmeseydi. Ünlü olsun ya da olmasın herkesin birbirine saygı ve sevgi ile yaklaştığı, kırgınlıkların ve kavgaların olmadığı, sadece müziğin ve sanatın var olduğu bir ortam yaratmamız gerektiğini düşünüyorum.”





